Türk televizyon izleyicisinin önce TRT'de Şeytan Ayrıntıda Gizlidir ile tanıştığı, sonrasında Asi, Kırık Kanatlar, Kasaba ve son olarak da Gönülçelen ile gönüllerde taht kuran yönetmen Cevdet Mercan, ricamızı kırmayarak bizi Gönülçelen'in setine davet etti.
Çekimlerin Nişantaşı ile beraber iki merkezinden biri olan Ayvansaray'da bulunan Anemas Cafe'de kariyeri ve gelecekteki planları hakkındaki sorularımızı yanıtlayan Mercan ile aynı zamanda Gönülçelen ve Türkiye'deki dizi ve sinema sektörünün durumu, yönetmenliğin esasları ve zorlukları üzerine hoş bir sohbet gerçekleştirdik.
Son yıllarda projeden projeye geçen ve sürekli yönettiği diziler ile karşımıza çıkan Cevdet Mercan, sinema projeleri hakkındaki sorularımızı yanıtlarken bir yandan da Türkiye'de Sinema yönetmeni - Dizi yönetmeni gibi bir ayrım oluşmaya başladığını ve bundan pek hoşnut olmadığını da dile getirdi. 1'i roman uyarlaması 2'si özgün senaryo olmak üzere 3 film projesi olduğunu belirten yönetmen, Kasaba'nın çekimleri bittikten sonra bu projelere ciddi olarak eğilmeyi planladığını fakat aniden ortaya çıkan Tomris Giritlioğlu'nun Gönülçelen projesi yüzünden şimdilik askıya almak durumunda kaldığından biraz da iç geçirerek bahsetti.
Son yıllarda yükselişe geçen Türk sineması ve sinemamızdaki üretkenliği, dizi sektöründeki büyüme ve sinema biletlerinden kesilen %10'luk vergi gelirinin belediyelerden alınıp Kültür Bakanlığı'nın sinemayı destekleme fonuna aktarılmasına bağlayan Mercan, dizi sektöründeki büyümenin hem maddi hem teknik olanakları arttırdığının altını çizdi.
Türk sinemasının en büyük sıkıntısının "Sinema Filmi" üretmemek olduğundan bahseden yönetmen, "Yönetmenler ya düşük bütçeli, Nuri Bilge Ceylan'ın başı çektiği 'art-house', ya da sadece gişeye oynayan komedi filmleri yapmanın peşinde, oysa Türk sinemasının ihtiyacı olan bunun ortası; Hem seyirciyi gişeye çekecek, hem bir derdi, anlatacak bir hikayesi olan filmler yapılması lazım. Bunlarda olacak, bu bir geçiş süreci. Mesela Çağan Irmak, Babam ve Oğlum'u çekerken 'en az 1 milyon seyirci izler' dediğim zaman, Çağan'ın böyle bir beklentisi yoktu, ama bence, sektör için bu tarz filmlerin başarılı olabileceğini göstermek adına çok önemliydi. Sonuç olarak benim beklentilerimi de aştı; gişede inanılmaz bir başarı elde etti ve sektör içindeki bir çok insana cesaret verdi."
Dizi yönetmenliğinin sektördeki en zor işlerden biri olduğuna inandığını belirken Cevdet Mercan; "6 günde 100 sayfalık senaryo ile 90 dakikalık bir film çekmek durumundayız" diyerek, özellikle zaman sıkıntısına dikkat çekti. Diğer diziler bir yana kendi yapımlarını bile televizyondan takip edecek vakti bulamadığını söyleyen yönetmen, ancak ekip tarafından kendisine yollanan bölümün yayına hazır halinin dvdlerini izlemeye vakit bulabildiğini belirtti.
Birlite çalıştığı kimseler tarafından "Cevdet Hoca" olarak anılan Cevdet Mercan'a, genç yaşına rağmen hem sektöre yeni giren genç isimler hem de yaşıtları tarafından "Hoca" olarak anılmasının sebeplerini de sorduk. Öncelikle yönetmen koltuğundakilere "Hoca" olarak hitap edilmesinin bir gelenek olduğunu belirten Mercan, "Çalışması kolay, çalıştığım insanlara, özellikle oyunculara çok serbestlik tanıyan ve genelde insanlarla saygı-sevgi çerçevesinde iletişim kuran bir insanım. Bunun da etkisi vardır elbet" diyerek, sorumuza son derece alçakgönüllü bir yanıt verdi.
Gönülçelen'in setine gelmişken, yönetmeni de yakalamışken konuyu Gönülçelen'e getirmemek olmazdı tabi. Öncelikle dizi sezonuna geç bir giriş yapan, hem de cuma günü yayınlanması rağmen son derece iyi izlenme payları elde ederek, şimdiden 2.sezonu garantileyen Gönülçelen'in ilk sezonunun kesin olmamakla birlikte 16 bölüm civarında olacağını öğrendik. Süpriz bir finalde bizi bekliyormuş, merakla bekliyoruz :)
Dizide, iki dünya arasındaki farklılıklara vurgu yapmaya çalıştığını belirten yönetmen, Roman olmayan oyuncularla bir Çingene dünyası yaratmanın zorluklarını ve Roman'lardan gelen tepkileri sorduğumuzda; "Oyuncularımız önemli bir ön hazırlık devresi geçirdi, özellikle Tuba (Büyüküstün) çok ciddi olarak dans ve şive dersleri aldı, bunun çok faydasını görüyoruz, bir projenin ön hazırlığı ne kadar iyiyse projenin başarılı olma olasılığı da o kadar yüksektir" dedi ve halkla oyuncuların çok iyi kaynaştığını, ilk bölümlerde şekil (giyim-şive, vb.) konusunda Roman'lardan çeşitli eleştiriler geldiğini ama bunun dışında bir sorun yaşamadıklarını belirterek; "Zaten oyuncularımız ile halk çok iyi kaynaştı, sürekli bir o evde bir bu evde misafir durumundalar, sete her zaman kek-börek ikramları geliyor. Hatta yabancı turistler bizim oyuncuları halktan sanıp, mahalleli ile birlikte fotoğraflıyorlar, 'otantik birşeyler bulduk' diye. Bu da iyi bir iş yaptığımızın göstergesi"
Dizideki iki dünyada bir diğeri olan Nişantaşı'ndaki çekimlerin de kolay olmadığını ekleyen Cevdet Mercan; " Sürekli açık alanda halkla iç içe çalışıyoruz, sette sitcom çekmeye benzemiyor bu işler, çok fazla değişken var, hepsini kontrol altında tutmak zorundasınız" diyerek yaptıkları işin zorluğuna dikkat çekti.
Gönülçelen'de hikayenin ana hatları ile belli olduğunu, tabi ki karakterler ve hikayenin gidişatının seyirciden alınan geri dönüşler ile şekillenmesinin sektörün vezgeçilmezi olduğuna değinen yönetmen, bir dizinin normal ömrünün 2 ya da 3 sezon olduğunu fakat bunun bir "iş" olmasından dolayı uzatıldıkça uzatılan dizileri de normal karşıladığını belirtti. Bu sezon için şimdilik bir ana ya da önemli yan karakter girişi yapmayı düşünmediklerini söyleyen Mercan; "ama ne olur bilinmez tabi" diyerek açık kapı bırakmayı da ihmal etmedi.
Şimdiye kadar bir çok ünlü oyuncu ile çalışma fırsatı bulmuş yönetmene, bundan sonraki projelerinde özellikle çalışmayı hayal ettiğiniz biri var mı diye sorduğumuzda başta pek cevap vermek istemese de ısrarımız karşısında dayanamayarak; "Bir projede Uğur Yücel ile çalışmayı gerçekten çok isterim" cevabını aldık.
Yardımcı yönetmenlerin yapımdaki yeri ve iyi bir yardımcı yönetmenin projeye katkısını sorduğumuz da ise; "Eğer yönetmen beyin, akıl ise, yardımcı yönetmen de kalptir. Dolaşımı sağlar, düşüncelerimi isteklerimi gerçek kılar" diyerek iyi bir yardımcı yönetmenin yapımın başarısındaki önemini vurguladı.
Setin, günün son çekimine hazır olduğu haberi gelince hep beraber sete geçtik. Tuba Büyüküstün ve Cansel Elçin'in yurtdışında olmalarından dolayı, gün ufak sahnelerin çekimine ayrıldığından başrol oyuncuları ile tanışma fırsatımız olmasa da, setteki çalışma ortamını gözlemleme fırsatımız oldu. İyi bir arkadaşlık ve iş disiplini olan çekimlerde yönetmen Cevdet Mercan, ciddiyeti ve küçük sahnelerde bile detaylara verdiği önemle dikkat çekti.
Bu ilk röportajımızda bizi son derece iyi ağırlayan, sorduğumuz sorulara üzerinde düşünülmüş, incelikli cevaplar vermesinin yanında, sohbet sırasında eğilmek istediğimiz konuları hemen farkeden ve bize yardımcı olan Cevdet Mercan'a ayrı bir teşekkür etmemiz gerekir. Kariyerindeki yükselişi yakından takip ettiğimiz Mercan'a hem Gönülçelen'de hem de gelecek projelerinde başarılar dileyip, daha yoğun bir çekim gününde yeniden sete gitmeyi kafamıza koymuş bir şekilde setten ayrılıyoruz. Yakında yeni söyleşilerde görüşmek üzere...
bir dizicanavari.net özel haberidir.






0 yorum:
Yorum Gönder